Son zamanlarda izlediğim en güzel ve anlamlı filmdi diyebilirim “Devrim Arabaları” için.. Herkese tavsiye ederim:)

Arabanın ön panelindeki göstergelerden bahsederken “Türkçe çok yakıştı!” dediklerinde içim ürperdi.. Film; istemek, çabalamak ve başarmak konusunda genelde Hollywood’un filmlerinde şahit olduğumuz adrenalini fazlasıyla sağlıyor. Bununla birlikte, Türk insanının tüm sıcaklığını ve içtenliğini de içeriyor. Tabii yine, Türklere has, “Az zamanda büyük işler başaracağız” sözünün de hakkını veriyor:)

Şöyle bir düşündüm de, film bizleri çok iyi şekilde yansıtmış gerçekten de.. Üzerimize düşen iş büyüdükçe süremiz daha az olur genelde ve biz yine de azimle çabalar o işi hakkıyla bitirmeye uğraşırız (Tabii burda sorumluluk sahibi, görev bilinci yüksek olanlarımızdan bahsediyorum;)). Biz uğraştıkça, iş daha da zorlaşır, çalıştıkça üzerimize yüklenen sorumluluk arttırılır (çalışmayanların arasında çalışan olmak da zordur zira), yine de üstesinden gelmeye çalışırız ve bu kadar istekliysek geliriz de.. Sonunda ulaştığımız noktada karşılaştığımız ise “işi bilmeyen ya da çekemeyen insanların” eleştirileri olur ne yazıkki.. “Helal Olsun!” diyen çok azdır..

Neden bu kadar önyargılı ve yengeç sepeti modunda bir toplumuz diye düşünüp durdum film boyunca.. Bir başarı kazananı aşağıya çekmeye, kötülemeye çalışmak yerine, yeni bir başarı için çalışsa insanlar bu kadar dışa bağımlı olmazdık herhalde.. İyi niyetli, hoşgörülü ve umut dolu olmak zor olmamalı bu kadar..

Filmdeki mühendisler gibi birçok insan tanıdım, öğrenim ve iş hayatım süresince.. Özellikle de ODTÜ Robot Topluluğu’nun atölyesini çok anımsattı Devrim Arabaları bana.. Bir başarı olduğunda hepimiz birlikte mutlu olur ve paylaştıkça daha iyi hissederdik kendimizi.. Hala herhangi birisi bana bir fikrinden ya da üzerinde çalıştığı projeden bahsetse, kendim yapıyormuşcasına sevinirim, bazen heyecandan içim içime sığmaz.. Nerde kaybediyoruz bu hoşgörüyü hiç anlamıyorum ve anlamak da istemiyorum açıkcası..

40 yıl sonra hala bir Türkçe panele sahip olamamamız çok acı değil mi sizce de?..

Umarım birgün gerçekten bu kötü duygulardan tamamen arınmış oluruz ve hepimiz bu ülke için birşeyler yapan herkese hakettiği saygıyı sunabiliriz. İçimizdeki tek kötü duygunun “Ben daha iyisini yapmalıyım” dürtüsü olarak kalması dileğiyle:)

http://www.devrimarabalari.com/fragman.html