“Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar,

Onu “İstanbul” diye toprağa kondurmuşlar.

İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim,

O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.”

Geçtiğimiz hafta İstanbul’uma kavuştum ve Necip Fazıl’ın bu mısralarını sanki ruhumda hissettim. Köprünün üstünden geçerken, faytonla adayı turlarken, vapurdan denizi seyrederken sanki ruhumun mavilikleriydi ufuktaki. Üsküdar sahilinden denizaşırı görünen ağaçlar arasındaki Topkapı Sarayı, Sultanahmet Camii ve Ayasofya manzarasıymış içimde tüten. Bunca şiir yazılmasına üstüne ve bunca övgüye şaşmamalı hakkındaki. Hatta Hz. Muhammed’in (S.A.V) bile “Ne mutlu o serdara, ne mutlu o askere. Ey İstanbul, … ne mutlu seni fethedenlere!” sözleri var taa 1400 sene önce İstanbul üzerine. Ne mutlu Fatih Sultan Mehmet’e ki bize bıraktığı miras hala kalbimizi fethediyor.

Ankara’ya ilk geldiğimde “İstanbul bırakılıp gelinir mi?” demelerine şaşardım. O da bir şehirdi bana göre ne farkederdi. Zaman geçtikçe anladım ki, kıymeti başkaymış İstanbul’un. Seneler geçtikçe hasretim daha da artıyor, gözümde daha bir güzelleşiyor daha değerleniyor. Ruhum sanki orda yaşıyor; havası, rengi, edası, iklimi kalbimde çarpıyor. Eninde sonunda dönüşüm hep oraya olacak diye düşünüyorum sadece. O vakit geldiğinde ailem, tüm dostlarım ve sevdiklerimle birada tadını çıkarmayı dilerim İstanbulumun.. Yani sizleri de beklerim inşallah:)

Reklamlar